|
|
|
HALK OYUNLARININ SINIFLANDIRILMASI
1 - HALK OYUNLARINDA ANA TÜRLER
A- BAR
Bar oyununun tanımlanmasında,
bir tanımda birleşme olanağı mümkün olamamıştır. Çoğunlukla belirli bir tanım
yapmak yerine söylenen tanımlamalar şöyledir:
- Bar dadaşın oyununun adıdır.
— Erzurum dolaylarında toplu oyunlara Bar
denilmektedir.
— Bayburt çevresinden Kars'a kadar geniş bir
yörede, Erzurum ve dolaylan bölgesinde sıra oyunlarının genel adına Bar denir.
— Moğol ve Şamanlar tarafından kullanılan ilkel
davula Barı adı verildiğinden, Erzurum oyunlarının Samanların büyü
oyunlarındaki çalgının adını taşıdığı ileri sürülmüştür.
— Şaman Türklerinin şölenlerinde davul
eşliğinde oynadıkları oyunlara "Bar" denir.
— Barlar dizi biçiminde durularak en az beş
oyuncunun katılmasıyla meydana gelen grup oyunlarıdır. Bu oyunlar sona doğru
sekme, ya da yelleme denilen çabuk ve çevik hareketlerle hızlanarak oynanır.
Başlangıçta el ele tutuşan oyuncular süratli kısımda birbirlerinin omuzlarından
tutarlar. Dizinin başında "Barbaşı" bulunur. Sondaki oyuncuya da "Pöççük" denir.
Barbaşı ile pöççük ellerinde birer mendil tutarlar. Mendili barbaşı sağ eline,
pöççük sol eline alır,
- Kuzeydoğu Anadolu (Kars, Erzurum, Erzincan)
bölgesinde toplu olarak ve genellikle dizi halinde oynanan disiplinli oyunlara
"Bar" denilmektedir.
— Genellikle Doğu ve Kuzeydoğu Anadolu
bölgesinde (Erzurum, Erzincan, Kars, Artvin) birlikte oynanan sıra danslarının
ortak adıdır. En eski Türk sözlüklerinde Bar kelimesi (birliktelik, toparlak
şey, saman davulu, davul tokmağı gibi) anlamlarda geçiyor. Farsçada ise katar,
çalgılı toplantı, yük dengi vb. anlamlarda kullanılır. Fakat bar şeklinde
uzatmalı "A" söyleyişiyle kullanılıyor.
— Bar, davul - zurna eşliğinde,"özüne, yorumuna
göre farklı ritim, tempo, hareket ve figürlerle ya el ele ya da bellerden
tutularak birkaç insanın oynadığı daha doğrusu icra ettiği, Doğu Anadolu'da
özellikle Erzurum'da oynanan halk dansının adıdır
- Kuzeydoğu Anadolu (Kars, Artvin) bölgesinde
"Nanay, Halay, Bar" gibi toplu türkülü çalgılı ve disiplinli oyunların hepsine
birden Bar, Yallı denilmekle birlikte bu sözcük daha çok Bar karşılığı olarak
kullanılmaktadır. Bu bölgenin yiğitlerine Koçak denmektedir. Ata barı’da bu
yörenin yallı oyunlarındandır.
— Barlar genellikle toplu oyunlardandır. Bazı
barlar iki kişi tarafından oynanır. Hançer Ban, Köroğlu Ban, Turna Ban... Toplu
barlara da örnek olarak; Sarhoş Barı, Başbar Delloy, Tamzara, Nam, Dikine,
Sekme... oyunlarını verebiliriz.
B- HALAY
- Orta Anadolu'nun davul zurna
çalınarak oynanan bir halka oyunudur
- Halk oyunlarından en yaygın olan bir çeşit
sıra dansıdır.
— Halay veya Alay, Orta Anadolu ile Güney
Anadolu (Corum-Sivas-Malatya) bölgelerinde toplu düz dizi halinde ve disiplinli
bir şekilde oynanan oyunların tümüne birden denir.
— Çeşitleri ne olursa olsun, Halay bir Alay
oyunudur. Yani toplu oyunların en soylu ve en gösterişli örneğidir. Daima bir
baş çekenin kumandasında oynanması oyun ve ritim disiplini bakımından bu
oyunların belirli bir sisteme bağlı olduğunu göstermektedir.
—Halaylar ölçülü hareketlerle neşe ve coşkunluk
ifadesi taşıyan geniş ufuklu bölgeler oyunudur.
— Çeşitli bölgelerde Alay, Haley, Haliy, Aley
vb. şeklinde telaffuz edilen Halay kelimesinin kalabalık insan topluluğu
anlamına gelen Alay'dan geldiğini söyleyenler de vardır. Alaylar, Bulaylar veya
Buleyler şeklinde kullanılan deyimdeki Buley kelimesi de topluluk, taife
anlamında da küf lanılır. Anadolu'nun birçok yerinde bu adla söylenen halk
oyunları vardır. Hazar Denizi’nin ötesindeki Türkmenlerde Alay - Hangi adlı bir
oyun oynanır. Orhun yazıtlarında da halaya yakın Ulayı veya Ulayu kelimesi
süreklilik anlamında geçer,
— En az üç kişiden başlayarak yerin genişliği
ve oyuncunun sayısı nispetinde kadrosu genişleyebilen toplu oyunları adıdır.
— Halaylar bağımlı oyunlardır. Oyuncular halay
başının komutuna uyarak hareket ederler. Halaya çoğunlukla bağlı diziyle
başlanır. Oyuncular birbirlerini küçük parmaklarından tutarak, kol kola girerek
ya da omuzlarından tutarak diziyi oluştururlar. Bazı halaylarda bu diziliş bir
süre sonra değişerek, bazılarında ise oyunun sonuna değin sürer,
- Anadolu'da eşlik türkülerin ya da figürlerin
kaynaklandığı olay, yer ya da kişilerin adını taşıyan yüzlerce halay
saptanmıştır. Halaylar düğün, nişan, kına gecesi, dini ya da resmi bayramlar
nedeniyle düzenlenen törenler, askere uğurlama vb. toplu halde yapılan her türlü
eğlentide oynanır,
- Halaylar 1.2.3.4 bölümlü olarak
oynanmaktadır. Tek bölümlü; tek melodiyle hızlanarak oynanırlar. İki bölümlü;
bunlarda iki melodi ve iki ritim vardır. Ağır başlayan bölümlere "Ağırlama*
denir, ikinci bölümde ritim değişir, oyun hızlanır. Genellikle "Hoplatma,
Yelleme, Sıktırma, Yürütme" adlarını alır. Üç bölümlü; üç melodi ve üç ritim
vardır. Bazen iki melodi üç ritim olabilir. Çoğunlukla "Ağırlama" ile başlar
"Yürütme" ile devam eder. "Hoplatma" ile son bulur. Dört bölümlü; dört melodi ve
dört ritim vardır. "Ağırlama" ile başlar, "Yanlama" ya geçer, "Oynatma" ife
hızlanır ve "Hoplatma" ile son buiur.
C- HORON
-
Karadeniz bölgesinde özellikle Doğu Karadeniz' n kıyı
kesimlerince toplu olarak ve daha çok bağlı diziyle oynanan disiplinli halk
oyunlarının gene! adı "Horon"dur. Horum. Horun, Foron vb. şekillerinde de
söylenir.
— Karadeniz’de kemence, davul ve zil zurna ile
oynanan oyunlara verilen addır.
— Horon Cenevizlilerden kalmadır, Karadeniz'e
özellikle Trabzon'a gelip buradan da Yunan ve Türk Kavimlerine geçmiştir. İstila
ve temaslar sonucu oradan Batı Avrupa'ya ve Karadeniz’in doğusuna yayılmıştır.
—Horon bugünkü şekli ile ve genel olarak ele
alındığında, Doğu Karadeniz'de yani Trabzon, Rize ve Giresun'da oynandığını
görürüz. Bunun yanı sıra Artvin, Ordu, Samsun, Bayburt, Gümüşhane gibi illerde
az da olsa oynanır.
— Horon’da denizin dalga hareketlerini ve
kıpırtılarını, balıkların çırpınışını görür gibi oluruz. Horonların oluşmasında
Trabzon yöresinin çok engebeli doğal yapısının, fırtınalı hırçın bir deniz olan
Karadeniz'in sarp bir arazide bazen bir ayağını bile zor basabildiği patika
yollarda yürüyen ve Sırtında yük taşıyan Karadeniz insanının çevikliği
anlatılmaktadır. Horon'da yapılan hareketler incelendiğinde, belleme, çapalama,
deniz dalgalarının parçalanması, dalgaların kıyıdan geri çekilirken çakıllarda
çıkardığı ses, kürek çekme, balıkların ağlara yakalandıkları andaki çırpınışları
gibi doğal olayların veya isle ilgili hareketlerin canlandırıldığı görülür.
— Horon kelimesi ve horla üzerindeki dik olarak
kümelendirilmiş birkaç bağdan oluşan mısırlara verilen bir addır. Horomların
bulunduğu tarla uzaktan görünüş olarak kollarını havaya kaldırmış bir şekilde
duran insan kalabalığını andırır. Horon oyunlarında genellikle kollar havaya
kalkmış bir biçimde oynanır. Bu duruş horomları andırmaktadır. Bundan
esinlenerek Horon adı verilmiştir.
—Tepeden tırnağa kadar titreme, ürperme,
silkiniş ve hareketlerin giderek artan bir noktada sona ermesi nedeni ile
denizden tutulmuş bir balığın can çekişini yansıttığı ileri sürülür.
Horonların belirli bir sırası vardır.
1. Horon Kurma, 2. Yo! Havası, 3. Seyrek Oyunu,
4. Horon Kurma, 5. Sıksara, 6. Hemsin, 7. Dünya, 8. Yol Havası, 9. Maçka.
Horonlar sözlü olup olmadıklarına
göre de farklılıklar gösterirler.
1. Sözlü Horonlar: Bunlarda horonlar
şiirin besteleniş şekillerine göre ezgi ile söylenerek oynanmaktadır. Genellikle
kadın ve kız horonları sözlüdür.
2. Sözsüz Horonlar: Bunlarda ezgi bir çalgı ile
çalınır. Söz yoktur.
3. Karma Horonlar: Aslında sözlü horonlar
arasında yer alıp ikinci bölümü itibarıyla sözsüz icra edildikleri için sözsüz
horon niteliğini taşırlar. Her sözlü ezginin bitimine sözsüz bir horon eklenerek
çalınır.
- Horonlar dizi oyunu biçiminde oynandıkları
zaman dizi biçimleri, sıra dizilişi, görünüşünde olarak tek sıra erkek, tek sıra
kadın, düz dizi, eğri dizi, koşut dizi, bağlı dizi, bağlı tek dizi, bağlı alaca
dizi, açık dizi, kapalı dizi biçimlerinde oynanmaktadır
Halka oyunu biçimindeki dizilişlerde
ise, düz harika, koşut halka, bağlı halka, tek halka, kapalı halka, açık halka,
bağımlı halka, tek, halka erkek, tek halka kadın, alaca halka, tepeli harika
dizilişleri görülmektedir,
D- KARŞILAMA
Karşılıklı olmak, bir olaya karşı
olumlu ya da olumsuz tepki göstermek, gelenin hatırını hoş etmek için yola
çıkmak anlamlarına gelmektedir.
Oyunlar ağır bir tempoda başlar, gittikçe hızlanma
gösterir. Açık yerlerde çift davul, çift zurna, kapalı yerlerde ise def, saz,
fincan, darbuka, zilli maşa oyunlara eşlik eder. Zurnalardan birisi "dem" tutar,
diğeri ise "melodiyi” çalar. Erkek oyuncuların yürüyüşleri ve adım atışları
görkemlidir. Oyunların hemen hemen hepsinde zarif bir görüntü hâkimdir. Oyunlar
kız, erkek ayrı ve karışık biçimlerde oynanmaktadır.
Oyun adları, geldikleri yörelerin adları ile ya da
tanınmış kişilerin veya oyunun ili, oynayan kişilerin adlarıyla anılmaktadır.
Dönme, diz çökme ve el çırpma figürleri oldukça yaygındır Oyunlar el ele, omuz
omuza, küçük parmaklardan, tutarak, karşılıklı kemerlerden tutarak oynanır.
Oyunlarda mendilin önemi çok büyüktür.
Karşılamalar, ülkenin genelinde görülmektedir.
Trakya'nın tamamında, İzmit, Adapazarı, Çanakkale, Bursa, Bilecik ve Bolu'da;
Ordu, Giresun ve kısmen Rize'de, Orta Anadolu'da, Yozgat ve Ankara gibi
göçmenlerin bulunduğu yerleşim birimlerinde oynanmaktadır. Karşılamaların bir
türü de Tunceli - Pülümür dolaylarında "Koşalma" adıyla oynanır.
Karşılama anlamından anlaşılacağı gibi; iki kişinin
karşılıklı durarak oynadıkları oyun şeklidir. Çiftlerin karşılıklı olarak
toplanmaları ile bir grup halinde de oynanmaktadır. Anadolu'nun bazı
bölgelerinde bu oyuna "Karsı-beri', "Var-gel" ya da "Varma-gelme" isimleri de
verilmektedir. Oyuncular çoğaldığı takdirde mutlaka çift olarak oyuna katılma
sorunlu luğu vardır. Karşılama eğer grup halinde oynanacaksa en az üç çift
oyuncu toplanmalıdır. İkişer ve dörder kişilik gruplar halinde oynanan
karşılamalar olduğu gibi, disiplinli ve simetrik vücut hareketlerimle devam eden
daha kalabalık karşılama grupları da bulunmaktadır.
E-
KAŞIK OYUNLARI
Kaşık oyunlarında oyuncular serbesttir. Tutunma yoktur.
Oyuncuların etlerinde yöresel kaşıklar bulunmaktadır. Oyunlar daire şeklinde, ya
da karşılıklı dizilerek oynanır Kaşıklar oyunda ritim saz görevini de
yürütmektedir. Oyunlardaki figürlere zenginlik katan aksesuar özelliğini
taşımaları itibarıyla bölgelere göre karakteristik yapılarında, farklılıklar
gözlenmektedir. Örneğin Konya'da kasıkların birbirine vuruşu daha sık olup,
Kütahya ve Bolu'da karşılaştığımız oyunlar daha aralıklı ve belli vurgu
yerlerine denk getirilecek tarzdadır. Kasıklar ağaçtan yapılma ve tercihen
"Şimşir" olmalıdır. Oyunlarda kadın ve erkekler aynı oyunu ayrı ayrı oynarlar,
Kaşık oyunlarının çoğu türkülüdür. Oyunlar 2/4, 4/4
zamanlıdır. Hareketli, canlı, akıcı, ritim ve ezginin hareketle birleştiği,
bazıları taklide dayalı, ahenkli oyunlardır. Karma usullerden 8/8, 9/8, 9/16'hk
zamanlılar da kullanılmaktadır. Oyunlara kapalı mekanlarda kabak kemane, sipsi,
kaşık, tırnak kemence, dört telli kemence, bağlama, cura, zilli maşa... eşlik
etmektedir. Açık alanlarda ise davul - zurna ikilisi vazgeçilmez sazlardır.
Batı’da Bursa ve Balıkesir dolaylarından başlayarak,
Kütahya, Afyon, Uşak, Burdur, Isparta, Antalya, Anamur, Silifke, Mut, Konya,
Ankara'nın bazı ilçeleri, Yozgat Sivas, Kırşehir Nevşehir, Niğde, Kayseri, Bolu,
Safranbolu ve Eskişehir civarlarında oynanmaktadır.
F- ZEYBEK
Zeybekliğin tarihi, Ege yöresinin uygarlık tarihi ile
yaşıt tutulmuştur. MC. 3000 yıl önceleri de Ege Denizi ile Akdeniz'de yelken
tora eden zeybeklerin bulunduğuna kaynaklarda rastlanılmıştır, O zamanlar
Avrupa'ya uygarlık götürenler Etrüsklerdi.. Eski Aydın (Tral)lıların gemici,
oldukları
Herodot ve başka tarih kitaplarında bulunmakta olup, eski
Trallılar'm ise Etrüks Türklerinin soyundan geldikleri belirtilmektedir. Bu eski
Zeybekler-hükümdar hizmetinde olmadıkları zamanlarda kervanları soyan, şurdan-burdan
haraç alan, korkusuz ve çevreyi titreten vurucular, yol kesiciler olmuşlardır.
Zeybek sözcüğünün kökeni üzerinde yapılan incelemeler
sonucunda ortaya çıkan gerçeklerde 1071 Malazgirt Savaşı'ndan sonra Anadolu'ya
yayılan Oğuz beylerinden Emir Caka Bey komutasındaki ilk Türk donanması İzmir
ve civarı Ege kıyılarını zapletmiş, hatta Yunanistan sahillerine kadar seferler
yapmıştır. Daha sonraları Aydınoğulları tarafından zapte-dîlen İzmir ve
yöresinde bu beylik özellikle denizcilikte büyük varlık göstermiştir. Bu nedenle
Batı Anadolu'ya ve kıyılara inerek denizlere açılan Oğuzların gemilerde ve
karada oynadıkları oyunlar Zeybek oyunu adını almıştır.
Selçuklular, Anadolu'ya geldikleri zaman Zeybekleri uçlara
yerleştirmişlerdir. Zeybek oyunlarının Ege'de yayılışları da bu yüzdendir.
Zeybekler, kendi aralarında üç bölüme ayrılmaktadır.
1) EFE
2) ZEYBEK
3) KIZAN
EFE: Bu birliğin
ağası, kızanların başadır. Halk arasında "Efe" kabadayı anlamına gelmektedir.
Asıl anlamı ise "AKA" sözcüğünden türetilmiştir. Aka, devlet, Kudret demektir!
Efe sözcüğü özellikle Osmanlı devletinin son zamanlarında daha sık kullanılmaya
başlanmıştır. II. Abdülhamit döneminde devleti uğraştıran efelerin bazıları
Kurtuluş Savaşı sırasında Batı Anadolu'da Yunanlılara karşı başarılı çete
savaşları vermişlerdir. Zeybekler aralarında kahramanlık ve mertlik gösterenleri
kendilerine efe seçerler ve onun buyruğu altında çalışırlar,
EFE sözcüğü kelime kökü olarak EFEB'den gelir. Efeb; genç
delikanlı, yani silah taşıyan yiğit demektir. Efeb teşkilatı Yunanistan'dan önce
Anadolu'da kurulmuştur. Bunlar tıpkı zeybekler gibi dağ başında talim ederler ve
daha sonra kente gelerek tiyatroda silah oyunları oynarlar.
Tiyatro yuvarlak olduğu
için dansları da daireseldir. Bu danslar aynı zamanda dinsel özellikler de
göstermektedir
ZEYBEK: Silahlı
Bey anlamına gelmektedir. Ağa olan efenin yanındaki kızanların yetişmesi ve
yönetiminden sorumlu kişilerdir. Zeybekler, efelerin yanında birer kolbeyi
görevi görürlerdi. Bunlar iyi silah kullanan cesur, gözü pek kişilerdi. Her
zeybeğin "kendi kişiliğine uygun birer lakabı bulunmaktaydı. "Zeybeklik alelade,
basit bir cesaret meselesi değildi. İyi ve namlı bir zeybek olabilmek için diğer
bir takım meziyetlere de sahip olunması gerekir"
KIZAN: Bu sözcük
yörede halen çocuk anlamında kullanılmaktadır. Ası! anlamı; efe'nin mahiyetine
giren kişidir. Efelerin emrinde birer asker gibidirler. Efe izin vermedikçe
hiçbir şey yapamazlar, hatta evlenemezlerdi. Efe'ye kızan olmak önemli bir konu
idi. Kızan olacaklar için özel bir tören düzenlenirdi.
Kızan sözü, Anadolu ve Rumeli'nin halk Türkçe'sinde halen
kullanılan bir kelimedir. Kıran şekli de vardır. İlk Türkçe sözlük yazanların
araştırmalarında Kafkaslara kaçlar dahi uzandığı saptanmıştır. Mesela Dağıstan
Türklerinin de halen Khırzan kelimesini (aile efradı, çoluk çocuk) kullandığı
bilinmektedir.
Yapılan inceleme ve araştırmalar neticesinde, Zeybek
Oyunlarının Batı Anadolu üzerinden başlayarak Güney Batı Anadolu illeri, Orta
Anadolu'nun batı illeri ve Kuzey Batı Anadolu illerinde oynandığı görülmektedir,
Gelibolu Yarımadası ve Trakya Bölgesi bu yerlerin dışında kalmaktadır. Bu
coğrafik dağılıma göre, İzmir, Aydın, Manisa, Denizli, Muğla, Isparta, Burdur,
Antalya, Uşak, Afyon, Kütahya, Çanakkale, Bursa, Bilecik, Bolu, Eskişehir,
İzmit, Adapazarı illeri sınırları ile güneyde İçel ili, Haymana, Bala, Keskin,
Kırıkkale il ve ilçeleri dışında bulunan yerleşim merkezlerinde, Kastamonu
ilinin Karadeniz kıyı kesiminde bulunan ilçeleri dışındaki her yerde, Zonguldak
ilinin sahil ilçeleri dışında kalan yerleşim merkezlerinde Zeybek oyunları
oynanmaktadır.
Zeybek oyunları dokuz zamanlı birleşik.usuller içerisinde
kurulmuş oyun türlerinden biridir. Tartım olarak iki ana-grupta incelenmektedir:
1) Ağır Zeybekler:
9/2'lik ve 9/4riük ölçülü ağır oyunlardır. Özellikle Aydın'da çok yaygındır.
Başlangıç bölümünde çoğu kez "Gezinme Havası" denilen, çalınacak zeybek
ezgisinin makamında seyir gösteren ve Türk Halk Müziği'nde Ayak denilen serbest
giriş bölümünün ardından ana ezgi çalınır. Oyun bu ölçülü ezginin eşliğinde
oynanır.
Ağır zeybekler kendi
içerisinde şu şekilde genişletebilir.
A) Çok Ağır Zeybekler: Erkek Oyunları 1/4'iük - 30 - 35
ölçü
B) Ağır Zeybekler: Erkek Oyunları 1/4'lük ~ 45 - 60 ölçü
2) Yürük (Kıvrak)
Zeybekler: Burada "Yürük" sözcüğü süratli oynama anlamında kullanılmaktadır.
9/8'lik ve 9/161ık ölçülü Teke ve Kaşıklı Oyunlar ile Kadın Oyunu denilen Zeybek
Oyunları bu türdendir. Yürük Zeybekleri kendi içinde şu şekilde
genişletebiliriz.
A) Ağır Zeybekler: Erkek ve Kadın Oyunları 1/4'iük =
85-105 ölçü
B) Kıvrak Zeybekler: Kadın ve Erkek Oyunları 1/8'iik ~
185-230 ölçü
C) Çok Kıvrak Zeybekler: Kadın ve Erkek Oyunları 9/16'lık
= 40-50 ölçü.
Zeybek türü halk
oyunları bölgeleri içerisinde oynanış ve tarzlarına göre aşağıda sıralanmış olan
türlerde görülmektedir.
1. Tek oynanan zeybek
oyunları
2. İkili ya da dörtlü
oynanan zeybek oyunları
3. Altı ya da daha
kalabalık sayıda kişi ile oynanan zeybek oyunları
4. Yalnız erkekler
tarafından oynanan zeybek oyunları
5. Yalnız kadınlar ve
kızlar tarafından oynanan zeybek oyunları
6. Kadın-Erkek (Karma)
birlikte oynanan zeybek oyunları
7. Bir çember (daire)
üzerinde oynanan zeybek oyunları
8. Bir dizi ya da
karşılıklı iki dizi üzerinde oynanan zeybek oyunları
9. Ağır oynanan zeybek
oyunları
10. Hızlı (Yürük)
oynanan zeybek oyunları
11. Türkü söylenerek
oynanan zeybek oyunları
12. Davul - zurna
eşliğinde oynanan zeybek oyunları
13. Bağlama, cura,
kemane... (ince saz) eşliğinde oynanan zeybek -•/unlan
14. Klarnet, boru
(yüksek volümlü)...eşliğinde oynanan zeybek oyun-
15. Kaşıkla oynanan
zeybek oyunları
16. Çift zurna, tek ya
da çift davul eşliğinde oynanan zeybek oyunları.
Oyanların temelinde beğenilme arzusunun var olması;
kadının güzel ve zarafetini sergileyerek erkeğine, erkeğin ise kahramanlık ve
mertlik dolu davranışları sonucunda kadınım sahiplenmesi, yiğitlik ve heybetini
vurgulayarak da arkadaşlarına ve efesine beğenilme isteği içerisinde olduğunu
söyleyebiliriz,
Gerek erkeklerin ağırbaşlılık, kararlılık, soğukkanlılık,
mertlik, çeviklik ve atılganlık sergilediği oyunlar, gerekse kadınların incelik,
yumuşaklık, kıvraklık, zariflik ve güzellik sergilediği oyunlar izleyenlerin
etkisi ile daha gösterişli ve daha alımlı bir hal alırlar.
Kadın oyunlarındaki
kıvraklık erkeklerle birlikte oynanan oyunlarda yerini ağırbaşlılığa bırakır. Bu
oyunlarda adımlar hafif çapraz yönlere doğru atılıp, topuk (taban) burun
seklinde yere basılır. Oyun sırasında omuz seviyesinde bulunan kollar oyunun
bekleme bölümünde ağır bir tempo içerisinde yanlara doğru indirilir.
Bazı adım cümlelerinin sonlarında kollar ani bir hareketle
sallanıp bir kol önde diğer kol arkada olmak suretiyle çapraz sallanarak serbest
bırakılın Kollar genellikle ikinci ve üçüncü vurgu sırasında kaldırılıp,
dirseklerden 90 derece kırık, omuz seviyesinde yere paralel olacak şekilde bir
görünüm alır.
Yörede oynanan hemen hemen bütün oyunlarda erkekler
oyunların karakteristik yapılarından kaynaklanan ağır ve ciddî görüntüleri ile
oyunları sergilerken kadınlar kıvrak ve hareketli kadın oyunlarının etkisinde
Kaldıklarından güler yüzlü ve neşeli bir atmosfer içerisinde oyunlarını icra
ettikler sıkça görülmektedir.
2- HALK
OYUNLARINDA ARA TÜRLER
BENGİ
Bengi oyunları, toplu oynanan oyunların en tipik
örneğidir. Bengi'nin sözcük anlamı, ebedi, hayat suyudur. Özellikle Balıkesir,
Bergama oynanır. Geniş halkalar halinde, davul ve zurnanın özel bir havasıyla
(usulsüz bölüm) oyuna kalkılır Ağır merdane yürüyüşler, çalımlı hareketler,
aralarda uzun havalı ezgiler, birden bire hızlanma oyuncuların oyunu bırakması
özellikleri içerisinde sayılabilir. Bengi'nin bir savaş sonu kutlaması oyunu
olduğu da söylenmektedir.
Bengi’ye Bergama, Kozak dolaylarında Alay Havası adı da
verilmektedir. Alay Havası deyimi Edremit'te de söylenmektedir, Bengi'.ye
Alay-Havas] adı çok sayıda oyuncu tarafından oynandığı için d.e-.-verilmiştir.
Müzik Bengi'ye çıkış ve ortada gezinme (gövde gösterisi) havasıdır. Genellikle
Ceng-i Harbi denilen savaş müziği.çalınır. Efe başı ağır ağır oyuna kalkar, bir
süre gezinir ve oyuna başlamak için.kol kaldırınca ardından kızanlar da birer
birer ve sıra ile oyuna kalkıp efenin etrafında sıralanırlar. Halka tamam olunca
efe gür bir sesle (Dehha...) diye nara atar, sert ve anlam ifade eden bakışlarla
halkada bulunanları gözden geçirir, diğer zeybekler de bu es'nada birbirlerine
bakmaktadırlar- Çalgı Bengi havasını çalmaya başlayınca yine Efenin narası ile
oyun başlar.
Bengi kahramanlık konularını işleyen bir halk oyunu olarak
da kabul edilmektedir. Zafer kutlamaları sırasında oynanmaktadır. İki
bölümlüdür.
1. Ölçüsüz, oyuna hazırlık bölümüdür
2. Ritmik bölüm, aksak tanımlıdır. Aksak tartım dokuz
zamanlıdır.
Ferruh Arsunar "Anadolu
Halk Türküleri'nden Örnekler11 adlı eserinde
Bengi Zeybeği'nin
oynanış sebebini şu şekilde açıklamıştır:
"Çok eski zamanlarda saf
halinde muharebe nizamı ile iki taraf karşılıklı durup teker teker
pehlivanlarını ortaya çıkarıp savaş meydanı kurulduğu devirlerde, bu iki
taraftan hangisinin pehlivanı galip gelirse rakibinin kafasını kesip kendi
tarafına fırlatırdı. Bu suretle hangi tarafın pehlivanları galip gelirse, mağlup
tarafı bir küme halinde toparlar ve mağlup tarafı pes ettirdikten sonra bu
kelleler kümesi etrafında Bengi ismini verdikleri Zeybek Oyunu'nu oynayarak
zaferlerini kutlarlardı. Bu zeybek oyunu da o zamanlardan kalma ismi taşıyan bir
zafer kutlama oyunudur Burada pehlivan sözcüğü savaşçı yerine kullanılmıştır.
İki kısımlı olan bu oyun şöyle izah edilmektedir.
1. Başlangıç; tamamen usulsüz olan bu kısım, serbest bir
şekilde çalındığı sürece kaç kişi oyuna iştirak edecek ise derhal kendilerine
mahsus olan hareketleriyle birer birer meydana gelerek daire şeklini alırlar.
Bu yürüyüşlerdeki tarz ve hareket gayet itinalıdır. Çünkü bu hareketler
yiğitlik, mertlik, kahramanlığın asil bir şekilde sembolik izahıdır. Oyuncuların
meydanda toplanmasına kadar bir kısmı usulsüz olan melodiyi çalmaya devam eder.
Oyuncuların tamam olduğu bir sırada baş oynayanın bir işareti ile çalgıcılar
ritmik kısma gayet ustalıkla girerler,
2. Ritmik kısma giriş ise mutlaka bir aksak tartım ve 9
sayı ile yapılan
oynanır, fakat
Mengilerin açıkça oynanmasında hiçbir sakınca görülmez. Mengiler;
kadınlı-erkekli oynanan grup oyunu olup karşılıklı iki sıra ya da halka
biçiminde olmak üzere 2 formda icra edilirler. Karşılıklı iki sıra halinde
oynanan Mengilerde bir sıra kadın-bir sıra erkek şeklinde paralel iki dizi
oluşturulup ileri geri yürünülür. Halka şeklindeki Mengilerde ise, bir kadın bir
erkek olarak sıralanır. Yüz yüze gelmelerde eşlerin yüzleri güleç, göz göze
bakmalarda ise sevgi ve dostluk vardır.
Bağlama, kemane, kaval, zilli def, davul, cura, köşeli
davul oyunlara eşlik eder. Kesinlikle darbuka kullanılmaz. Bazı mengilerde usul
geçkilerine de rastlanılmaktadır.
Ayaklarda sekmeler, diz
kırma, öne eğilme ve kollan sallama oyunun başlıca figürlerini oluşturmaktadır.
Oyun genel yapısı itibariyla da Samah'a benzer özellikler taşımaktadır.
Mengiler özellikle
Tahtacılar ve Abdallar'm yaşadığı Taşeli {Silifke, Mut, Anamur), Pozantı
dolaylarında yaygın olarak görülen Türk-Alev oyunlarındandır. Balıkesir, İzmir,
Denizli, Isparta, Fethiye, Samsun'un bir köyünde de Mengi oyunlarına
rastlanılmıştır.
TEKE OYUNLARI
Anadolu'nun güney kesimlerinde (İçel, Isparta, Burdur,
Antalya) Teke Türkmenlerince oynanan oyunlara teke oyunları, bu oyunların
müziklerine de "Teke Havası" denilmektedir.
Oyunların adı tarih
"Teke" devletinin adından gelmektedir. 1277'de Karamanoğlu Mehmet Bey'in izniyle
Teke Pasa bir devlet kurmuş ve bu devlete kendi adını vermiştir. Teke yöresi
olarak bilinen bu sahanın kültürü de aynı isimle anılmıştır.
Teke zortlatması tabiri ise, Teke denilen ve yörede çok
olan karakeçinin erkeğinden ve onun hareketlerinin yansımasından ileri
gelmektedir. Sekme, arkaya dönerek kaçma, ani korkulu sıçrayışlar teke
oyunlarında görülmektedir Ayrıca yöresel tanımlamaya uygun olarak, teke oyunları
Teke Türkmenlerinin oturduğu yörenin oyunlarına verilen genel bir ad olarak da
kabul edilmektedir.
Bu oyunlarda tekenin davranış arı ortaya konulmaktadır.
Havaların süratli olması nedeniyle 9 tartım 11 ritmi er 16'lık değerlerle
yazılır.
Genellikle Teke oyunlarında 3 ana bölüm bulunmaktadır.
Tingildeme bölümü, tek ayaküstünde sekme, bir ayaküstünde oynar gibi tüğmek
(koşmak) dir. Eşlik çalgıları genellikle sipsi ve üç telli cura'dır. Kaval ve
kabak kemane de oyunlara eşlik eder. Fethiye civarlarında davul - zurna ikilisi
ile oynanan oyun örnekleri de mevcuttur. Oyunlar kadın erkek birlikte ya da
yalnız erkekler veya yalnız kadınlar tarafından oynanır.
Burdur'u tamamen içine alan Teke kültürünün yayıldığı alan
Fethiye -Ortaca (Muğla), Acıpayam - Kızılhisar - Honaz (Denizli), Dinar,
Başmakçı (Afyon), Yalvaç - Şarki Karaağaç (İsparta), Cevizli -Akseki -Manavgat -
Alanya (Antalya) ile çevrili yörelerdir.
Bu geniş alanda yaşayan
topluluklar arasında siyasi, ticari ve sosyal ilişkiler doğal olarak bir gelişme
göstermiştir. Yörenin hemen hemen her kesiminde kurulan, asırlar boyu devam
etmiş ve bugün de halen devam eden Pazar'lar (Korkuteli - Fethiye - Cavdır -
Karamanlı - Karahöyük vb.) ile yakın zamana kadar devam eden mevsimlik yörük
göçlerinin Teke kültürünün yayılmasında rolü büyüktür.
Zortlatmaların dışında Zeybek, Kabaardıç, Düz Oyun, Boğaz
Havası gibi başka oyunlar da oynanır. Zortlatma ailesi içinde Dımıdan, Gakgili,
Dakgili gibi yine 9'lu usulde olan oyunlar da vardır Teke zortlatmalar
oynanmadan önce yörede "Gurbet Havası" tabir edilen uzun havalar okunur. Bu
havalar yöre halkının çeşitli sosyal olaylara gösterdiği duyarlılığı simgeleyen
hüzünlü havalardır. Bunların arkasından okunan hızlı tempodaki Zortlatma, Kıvrak
Zeybek. Kabaardıç gibi oyun havalan gurbet havasının yarattığı hüzünlü ve ağır
havayı heyecanlı bir coşkuya dönüştürürler.
YALLl
Kuzeydoğu Anadolu (Kars
ve Artvin) bölgesinde Nanay, Halay, Bar gibi türkülü, çalgılı, disiplinli ve
toplu oynanan oyunların hepsine birden ad olan bu sözcük daha çok bar karşılığı
olarak kullanılmaktadır. Bu bölgenin yiğitlerine "Koçak1' denilmektedir.
Özellikle Kars, Karaköse
(Ağrı) ve civarında rastlanan bir oyun türüdür. Çalgılı, çalgısız yalnız türkü
söylenilerek oynanabildikleri gibi kadın - erkek beraber oynanan şekilleri de
vardır. Tutuşmalar genellikle omuzlardandır. Tempo itibarıyla Nanay oyunlar yer
adları ile anılırlar. Iğdır Yallısı, Çıldır Yallısı gibi.., Doğu'da Nanay'ın bir
benzen fakat ondan daha süratli oynanan oyunlara yallı denilmektedir.
HORA
Hora Trakya yöresinde,
özellikle Kırklareli, Tekirdağ, Edirne ve çevresinde oynanan halk oyunlarının
başta gelenlerindendir. Daha çok bir erkek oyunu olan horaya çift davul, çift
zurna eşlik eder. Genellikle en az beş kişi ile ve bağlı dizi oluşturarak
oynanan disiplinli bir oyundur.
Bölgede düğün, nişan, askere uğurlama, dini ve resmi
bayramlar ya da toplu halde yapılan her türlü şenliklerde, yöresel giysiler
içerisinde oynanmaktadır. Bazı yörelerde kadın ile erkekle birlikte oynandığı da
olur. Hora sözcüğünün yazılışlarında bir birlik sağlanamamıştır. Çeşitli
yazılışlar görülür. Örneğin; Hora, Horo, Horra, Hurra, Hor, Horah, Horu, Hura,
gibi...
Hora sözcüğünün anlamı üzerinde de çeşitli görüşler
vardır. Kaynağı konusunda da ayrı düşünceler ileri sürülmektedir. Hora
sözcüğünün sözcük anlamı bakımından Türkiye'de Depki, Tepki, Depmek, Depmek,
Tepmek, Dopmak, Tepme, Tekme sözcükleri ayağı ile vurmak anlamında
kullanılmaktadır. Bazı kıyı bölgelerimizde Tekirdağ, Edirne, Çanakkale, Ege ve
bazı iç Kesimlerde, Ürgüp, Nevşehir ve Niğde yörelerinde Hora, Horo, Huro
sözcükleri bu Türkçe sözcüklerimizin basma eklenerek kullanılmaktadır,
Türk oyunu olarak oynanan horalarda erkekçe bir görünüş ve
hal bulunduğu ve melodinin genelinde icra edilirken bir güç doğurduğu, ayrıca
yiğit ve yiğitliğe dayalı olduğu görüşünü savunanlar sayıca oldukça fazladır.
Oyunlarda en ayırıcı özellik ise sık sık yinelenen ve belli bir ritim oluşturan
yere ayak vurma figürlerinin oluşudur.
SEYMEN
Türk Dil Kurumu sözlüğünde yayınlanan kelimenin yer yer
Selmen, Semen, Seymen, Seyman Sevmen. Seğmen gibi değişikliklere uğradığını,
düğünlerde yapılan alaya Manisa'nın Kula ilçesi köylerinde Seymene ve Saymana
denildiği kaynaklardan edilmiştir. Antalya ve Kilis'ten Safranbolu’ya,
Malatya'dan Ege kıyılarına kadar yurdun her bölgesinde yaşayan bir gelenek
olarak karşımıza çıkan Seymenlik bugün için yalnızca düğün şenlik/erinde İs
görebilmek diye de kaynaklarda belirtilmiştir.
Kaşgarlı Mahmud'un sözlüğüne göre, "Sökmen, yiğitlere
verilen bir sandır, savaşta sırayı söken, kıran kişi anlamına gelmektedir. Bu,
sökti sözü, mengi sözünden alınmıştır ve bir şeyi söküp attı manasındadır." Aynı
sözlüğe göre sökmek fiili bildiğimiz anlamından başkaca diz çökmek ve yarmak
anlamlarında da kullanılmıştır. Sökmen ayrıca, "yiğit, kahraman" anlamlarında da
kullanılmaktadır.
Kısaca; Anadolu'nun Seğmen tabiri, Kaşgarlı Mahmud'un
Sökmen kelimesiyle birdir ve geleneğin bir parçası olarak karsımıza çıkmaktadır.
Ege düğünlerinde seymenlerin belli başlı oyunu Zeybek çeşitleridir. Ankara
Zeybeği ve Kastamonu Zeybeği oyunlarının o bölgede Seymenler tarafından
oynandığına bir kez daha dikkati çekmek gerekir.
Ankara yöresinde efe,
yiğit ruhu anlamlarına karşılık gelen bir sözcük olarak seymen kullanılır.
Seymenler yayadırlar, ata binince adlan da değişir. Yörenin asayişini sağlayan
yiğit ruhlu kişilerdir. Bunlara zeybek de denilir. Bu nedenle de Seymen
oyunlarına Zeybek oyunları da denilmektedir.
|